Sayfalar

2 Ağustos 2019 Cuma

GÖL KENARI

Karmakarışıklıklardayım .. İç dünyamı susturmaya çalıştıkça dışarıyı duyamaz hale geldim. Kendimle verdiğim mücadeleden en çok yine kendim yoruldum . Ne kadar uğraşırsam uğraşayım bazı şeyleri dizginlemeye kendiminde gücü yetmiyor artık. Yoruldum ..
Güneşin kavurduğu kumların üzerinde otururken uçsuz bucaksız denize karşı çok düşünme fırsatım oldu. Dalga sesleriyle bastırmaya çalıştım kafamın içindeki uğultuları. İnsanlardan uzaklaşarak hafifleyebileceğimi düşündüm,ama benimle birlikte geldiler hepsi .Benden önce toplamışlardı valizini,benden önce yüklemişlerdi yüklerini omzuma. Gitmiş olmakla uzaklaşılmıyormuş bunu anladım. Araya giren mesafeler daha da yoruyormuş insanı.Ne kadar iradesine sahip bir insan da olsan,Kalbini ve beynini kemiren düşüncelere hükmedemiyormuşsun bir yerden sonra. Senin elinde olmuyormuş bazen. Aradığın huzur sessiz, kimsenin olmadığı yerde değil, içinde olması gerekiyormuş insanın ..Eğer iç huzuru yakalayamadıysan istediğin kadar uzaklaş hep geliyorlar seninle, hatta senden bile önce..

Eski bir radyom var nostaljik,nereye gidersem gideyim mutlaka alırım yanıma. Öyle kulaklık takıp dinlemeyi pek sevmem,çünkü sığdıramam onca değerli şarkıyı küçücük kulaklıklara. Açarım radyodan sakin müziklerden onlar ruhumu okşarken müziğin hafifliğiyle durgunlaşırım bir miktar. Kendimi müziğe bıraktığımda sakinleşebilirim ancak. Sonra açarım defterimi önüme ve defterime en çok yakışan kalemimi alırım elime . O andan sonra kimse giremez aramıza. En güzel rahatlama metodu oluyor benim için. Ancak öyle kurtulabiliyorum boşaltıyorum kafamı. Çünkü güveniyorum ona kimselere anlatamadıklarımı söylüyorum mesela . Hiç bölmeden dinliyor beni. Her söylediğime katılıyor harfi harfine. Kalemim uyarıyor arada dur, dinlen diye, az bir mola verip kahvemden içiyorum sonra. Sanki daha bir toparlıyorum o zaman kendimi. Sonra bir ara radyoda “Müzeyyen Senar; derdimi kimlere desem.” çalıyor daha bir açıyorum sesi.Şimdi kalem dinleniyor, defter dinleniyor ,ruhum dinleniyor. Sonra toparlanıp tekrar devam ediyorum ta ki iyice boşaltana kadar yüklerimi. Defteri kapattığımda görüyorum göl kenarında rüzgarın etkisiyle dans eden sazları,duymaya başlıyorum birbiriyle koro halinde konuşup şarkı söyleyen kazların sesini ve hissediyorum doğadaki bunca güzelliğin nasıl bir uyum içinde hareket ettiğini.Oturup kalıyorum öyle saatlerce..
Kahvemin son yudumunu alırken soğuduğunu anlıyorum, dalmışken manzaranın güzelliğine. Yanındaki limonlu sudan içiyorum sonra. Toparlıyorum kendimi.Ve kapatıyorum defterimi içine bütün yüklerimi boşaltarak ona devrediyorum artık bütün sırları,omzumdaki ağırlıkları. Ve en yakın dostu kalemimin kapağını kapatıp iliştiriyorum defterimin yanına. Çantamın içine bırakıp çekiyorum fermuarını ve sırtıma yükleniyorum bu sefer onları. Rahatım artık hafifledim .. Yine ayrılamıyorum onlardan belki ama en azından her saniye benimle değiller artık. Kafamın içinde değil, omuzlarımda yüklerim..

HANDE ARSLAN

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder