Dilimin ucunda biriken kelimelerden uçurum inşa ettim kendime. Söyleyemediklerim,biriktirdiklerimle o uçurumun kenarındayım şimdi.. Ya söyleyip düşücem oradan aşağı ya da biriktikçe daha da yükselticem bulunduğum dağları.
Zor yaşamak, herkese ayak uydururarak mutlu kalmak.Konuşman gereken yerde susmak, söylenecek çok şey varken yok gibi davranmak. Düşünüyorum da bazen deli mi olmak gerekiyor kafana estiği gibi yaşamak için. Ağzına geleni söylüyor, içinde tutmadan ne hissediyorlarsa yüzüne vurabiliyorlar insanların..''Nasılsa delidir.'' deyip ''boşver'' diye geçiştiriyorlar o anda. Ne kadar geçiştirse delinin söylediğini de uzunca süre düşünüyorlar aslında. ''Bak Allah'ın delisi bile bunu söylüyor, gerçekten böyle mi acaba?'' diye içine o kurdu düşürüyorlar sonuçta. Deli diye beğenmediğimiz o insan, içinden geçeni söylemenin rahatlığıyla devam ediyor yaşamına.
Peki ya biz..
Deli mi olmamız gerekiyor düşüncelerimizi rahatlıkla söylemek için, yoksa böyle böyle mi deliricez bizde içimizde birikenlerle.. Çok mu ciddiye alıyoruz bu hayatı, yoksa hayat mı dalga geçiyor bizimle ? Doğru mu yapıyoruz acaba susmakla, sadece bir teselli mi hepsi acaba..
Sorular sorular.. İnsanın beynini kemiren,düşündükçe deliye çeviren, hangisinin doğru olduğunu asla kestiremediğimiz sorular .. Sussak olmuyor, susmasak olacak gibi değil.
Oğuz Atay , Tehlikeli oyunlar kitabında diyor ya ;'' Delirmek albayım, delirmek... Kim bilir ne kadar güzeldir! Aklın yok bir kere. Benim başıma ne geldiyse şu aklımdan geldi zaten..." Bazen düşünüyorum ben de hak veriyorum Oğuz Abiye. Ne geldiyse başımıza çok düşünmekten geldi. İnce düşünmekten,kendinden çok başkalarını ,ne diyeceklerini düşünmekten. Delirmek biraz da bundan değil midir. Düşünmek,düşünmek,düşünmek..
Bir de delilerin düşünmediğini söylerler. Ama delirmekte çok düşünmekten değil mi? Bir gün delireceğim zannediyorum. Düşünmekten içinden çıkamadığım olaylar karşısında, kayboluyorum zihnimin içerisinde. İçinde bulunduğum çağ,çevremdeki insanlar, yaşadığım olaylar. Hepsi insanı sanki yavaş yavaş delirtmeye meyilli.
En son çocukken rahatça, düşünmeden davranabiliyordum. Kafama estiği gibi, içimden geldiği gibi. Kim ne der ,nasıl karşılar, bunu söylesem beni ayıplar mı, burda böyle davransam ne derler,stressiz,sıkıntısız,hesapsız, kitapsız. Bomboş tertemiz delirmişlikten başka bir şey değildi. Bazen çok nadir sevdiklerinle, seninle aynı kafayı yaşayabilen bir kaç insanla erişebiliyorsun bu düşünceye. Onların sayısı da bir elin beş parmağını geçmez işte. Dışında herkes olmuş çıkarcı,menfaatçi. Seninle samimiyetleri bile değişiyor günden güne. İstediğini alamadıklarında kötüsün, dedikleri gibi olmadığında değişmişsin. İlişkiler trigonometri gibi ince hesap gerektiriyor adeta. Kafana estiği gibi yaşayamıyorsun,konuşamıyorsun . İnsanları tanıdıkça hepsinin bir amaç uğruna yanında olduklarını anlıyorsun. Bazıları böyle böyle delirtiyor,bazıları imtihanın oluyor,bazılarında da yakalıyorsun doğru yolu. Ama genelde çoğunlukla hepsi sana bir şeyler öğretiyor. Kimin de sabrı öğreniyorsun, kiminde güvensizliği, kimi seni büyütüyor daha sağlam basmanı sağlıyor yere , kimi herkesin göründüğü gibi olmadığını anlatıyor her seferinde. Ama yanılmaktan ,ısrarla her defasında inanmaktan vazgeçmiyorsun. Delireceksin ya.. Sebep işte..
Aslında bu yaşama en güzel tepkidir delirmek, yavaş yavaş,hızlı hızlı,sakin sakin delirmek. Ya delireceksin işin sonunda, ya da boşvermeyi öğrenmiş olacaksın. İşte ikisinin arasındaki tek ince çizgi de bu. Delirmemek için başarılı olabilirsen bu hayatta, boşvermişlik derecende level atlamış olacaksın. Senin düşündüğün kadar seni düşünmediklerini gördüğünde zirvede kalmak hoşuna gidecek.Belki oraya gelene kadar çok canın yanmış olacak ama ordan sonra artık eski sen olmayacaksın, eskisi gibi takmayacak, üzülmeyecek, umursamayacaksın. Hayatına aldığın çürük elmaların dökülüşlerini gördükçe zihninde hafifleyecek, düşüncelerinde. Daha basit düşüneceksin.
Evet ya da hayır gibi, tamam ya da devam gibi, var ya da yok gibi. Detaylara girmeden, hiçbir şeyi irdelemeden sana iyiyse yanına alacak, değilse yoluna koyacaksın. İşte bu kıvamı yakaladın mı , delirmekten kurtulacaksın..
HANDE ARSLAN
@meftunn.biri
HANDE ARSLAN
@meftunn.biri


Bu yorum yazar tarafından silindi.
YanıtlaSil"Bir de delilerin düşünmediğini söylerler. Ama delirmekte çok düşünmekten değil mi?" Herşeyin bir vaktinin olduğuna inanıyorum. Yazılanlara böylesi bir anımda tevafûk edebilmek... Hamdolsun.
YanıtlaSilBelki hayat her geçen gün ondan tatlanıyor...öğreniyorsun çünkü; insanları yaşamayı elemeyi sevmeyi sevilmeyi yapman ve yapmaman gerekenleri öğreniyorsun her geçen gün, her yaşta biraz daha öğreniyorsun amaaa işte öğreniyorsun öğrenmeye ama hayat bitiyor işte, ondan güzelim yaşlandıkça yaş aldıkça yaşamak güzel
YanıtlaSilHayat işte; takvim düzeni herkes için aynı iken zaman herkesin içinde farklı akıyor. Kimi kimine meftun, kimi ağlar, güler, sever, sevilir... geçiyor sonuçta öyle yada böyle belkide alışıyorsun. Mesela benim için akan zaman değil hüzün.
YanıtlaSilDelirmek bir nevi özgür olmak demektir.İnsanların kınayan bakışlarından,irdelemelerinden uzak olmak demektir.Arada sırada delirmek iyidir.Kalemine sağlık Hande.
YanıtlaSilYüreğine sağlık.Delirmek için önce akıllı,duyarlı olmak,insanın yarasına dokunmayı bilmek gerek.Belki de delilik akıllı olmanın bir üst aşaması.Bu dünyayı delirmeyi göze alanlar değiştirecek
YanıtlaSil