Ne olacağımızı bilmediğimiz bir hayatta her gün bir şeylerin mücadelesini veriyoruz. Boş bir defter olarak konulmuş hayat önümüze, her yaprağına yüreğimizin mürekkebini akıtarak dolduruyoruz . Yarınımızın ne olacağından habersiz, hep ileriye dönük yaşıyoruz günlerimizi. Hiç kimsenin yarını göreceğe garantisi yokken geniş vadede planlar,gelecek hayaller,ümitler,beklentiler ekliyoruz ilk satırlara. Okuduğumuz kitapta bile kaldığımız yere ayraç koyup bırakmak yarına çıkmayı ümit etmek değil mi?
İşte öylesine bir gündü benim için. Hayat sayfasından rengarenk,umut dolu hayallerle geçirdiğim bir gün daha. Liseye gittiğim yıllardı. Son sınıflar,son dersler,arkadaşlarla son görüşmeler belkide. Artık dersler askıya alınmış hep geleceğimizi kurtarmak kaygısıyla üniversite sınavlarına hazırlanmayla geçiriyoduk günleri. Daha çok test,daha yüksek puan,daha çok başarı. Hepsi ileride güzel bir yerlere gelebilmek,iyi bir şey başarabilmek geleceğini kurtarabilmek içindi. Bir günü daha böyle bitirip çıkış vaktine gelmiştik. Biraz olsun dinlenmek,mola vermek,kendimizi toparlamak için haftasonuna buluşacaktık. Planlarda yapıldıktan sonra hep beraber dağıldık evlere.
Hava iyice bozmuş yağmur çiseliyordu. İlk gelen otobüse atladığım gibi evin yolunu tutmuştum. Bu yorgunluğun üzerine önce gidip duşumu alır,bir çay içer sonra da biraz dinlenirim diye geçirmiştim içimden. Ama bir söz var ya hani ;'' Sen plan yaparken,kader gülermiş.'' diye. Unutmuştum tabi bunu .
Otobüsten indiğimde yağmur hızını iyice arttırmıştı. Eve 15 dakikalık yürüme yolum vardı. Ben hızlandıkça sanki yağmurda şiddetini arttırıyordu.Geldiğimde sırılsıklam olmuştum. Annem camda beni bekliyordu. Her gün okuldan geldiğimde çayı koyar, beklerdi zaten beni. Beraber çay içer,sohbet eder,gün değerlendirmesi yapardık. O gün de çaylarımızı içtikten sonra duşa girmek istedim. Önce suyu ayarladım. O zamanlar eski zaman tabi şofben kullanıyorduk. İyice suyun ayarını yaptıktan sonra girmiştim. Hava iyice bozmuştu. Yağmurla birlikte hafif rüzgar da çıkmıştı. Sanki ortalık az sonra olacaklardan haberi varmış gibi kararmış,sis sarmıştı her yeri. Bir üşüme geldi o anda. Başımdan aşağı akan su sanki soğuyordu. Suyu iyice ayarladığımdan emindim,ama ayarının bozulduğunu düşündüm. Sıcak tarafa doğru daha çok açtım. Ama ben açtıkça sanki akan su buz kütlesiymiş gibi çarpıyorda başıma. Ne olduğunu anlayamıyordum. Ortalık iyice buhar olmuştu. Bir şeylerin ters gittiğinden emindim artık. İçimi büyük bir korku sardı. O anda anneme seslenmek istedim, bağırdım ama sesim çıkmadı. Ağzımı,kelimeleri toparlayıp konuşamıyordum. İkinci defa denedim yine olmadı. Tüm gücümle duşakabinin kapısına yöneldim , kapıyı açtım ve ''Annee'' diye seslendim. Annemi banyonun kapısında gördüm. Ve sonrasını hatırlamıyorum. Ta ki dışarı çıktığımda ilk oksijeni içime çektiğimi hissedene kadar.
---
Ordan sonrası benim için simsiyah olmuştu. Ne olmuştu bana,bu yaşadığım neydi hepsini daha sonra anlatılanları dinleyerek öğrendim.
Meğer şiddetli yağmurla birlikte çıkan rüzgar ters yönde esip şofbendeki zehirli gazı içeriye vermiş. Bende o anda suyun altında olduğumdan hissedememiş,yavaş yavaş o gazı soluyarak zehirlenmişim. Kapıyı açıp annem beni gördüğünde de olduğum yere yığılmış, mosmor olmuşum. Yerde kaskatı yatan bedenimi o korkuyla,telaşa kapılmadan üzerime havluyu attığı gibi direk dışarıya çıkarmış. Ama beni taşırken bütün vücudum buz gibi ve semsert bir vaziyette ölü gibiymiş. Bir kalıp halinde beni alıp dışarıya çıkardığında o ilk oksijeni,temiz havayı ciğerlerime dolduğunu hissettim. Bu hissi hala bugün bunları yazarken bile yaşıyorum. O anda nefes almaya başlamıştım belki artık ama hala gözlerimi açamıyordum,kımıldayamıyordum. Annemin sırtında o bi çare yardım çığlıklarına şahit oluyordum. Duyuyordum feryatlarını, 'Anne korkma iyiyim,Anne nefes alabiliyorum nolur korkma' demek istedim defalarca ama beceremedim. Ne dilim döndü ne mecalim vardı. Annem o güçlü ve metanetli kadın bir saniye bile pes etmeden korkusuzca hala kurtarmak için uğraşıyordu beni.
Üst katta ananemlerin evine girişimizi hala dün gibi hatırlıyorum. Bütün herkes başıma toplanmış,doktorlar çoktan aranmış, annemin beni uyandırmasını bekliyorlardı. Bedenim orda ölü gibi yatarken,ruhum ilk kapıya çıktığımda tekrar bana bağışlanmıştı. Ben hala anneme iyi olduğumu söylemek için uğraşıyordum. Çünkü onları duyuyordum ama tepki gösteremiyordum. Bu kadar korkmasına dayanamıyordum. Onu mutlu etmek,rahatlatmak istiyordum. Bu çabam da iyileşme sürecimi daha hızlandırmıştı. Yavaş yavaş kendime gelip tepki vermeye başlamıştım artık.
Doktorların önerilerini yaptıkça iyice toparlıyordum. Temiz havaya çıkarılmış,zehir etkisini azaltacak şeyler yapılmış,yürüyüşe bile kaldırılmıştım artık. Çünkü risk vardı. Bir süre oksijensiz kaldığım için hayati risklerin yanında bedenimde sakatlıkta bırakabilirdi. Ama hamdolsun ki her şey daha da iyiye gitti. Sadece ben ayağa kalktıkça ,düzelmeye başlayıp kendime geldikçe annem düşmeye başlamıştı. Kendini o kadar tutmuş zorlamış ki o halimi görünce dayanamamış, iyice sinirleri boşalmış ve hüngür hüngür ağlamıştı başımda. Orda sımsıkı sarıldı bana ve şükrettim Allahıma.. Her şey iyiye gidiyordu sonraki günlerde yapılan doktor kontrolleri ve aldığım ilaçlarla hiçbir şey kalmamıştı .
Kalan tek şey yaşadığım olayın etkisiydi. Uzunca yıllar kurtulamadım bundan. O gün ben annemin kucağında ilk dışarıya çıkıp, ilk oksijeni içime çektiğimde ikinci kez doğmuştum .Rabbim beni ikinci kez dünyaya göndermişti. Ve o gün anladım ki, değil gelecek için planlar yapmak, bir saat sonramızın bile garantisi yok hayatta. Aldığımız nefesin bile kıymetini bilmemiz gerekiyorken, neleri kaçırıyoruz farkedemeden. O günden sonra daha bir sarıldım sevdiklerime, daha farklı bakmaya başladım hayata. Ve Rabbime defalarca kez yaptığım şükrün yanında tekrar tekrar teşekkür ettim, bir nefeslik daha ömür verdiği için bana. Tekrar bağışladığı için beni aileme,sevdiklerime ve dostlarıma ...
Sizlerde bırakın hep geleceği düşünüp,onun için kaygılanmayı. Yaşadığınız anın kıymetini bilin. Her halinize şükredin. Zaman sizi sevdiklerinizden ayırmadan,siz onlara zaman ayırın.
Kalan tek şey yaşadığım olayın etkisiydi. Uzunca yıllar kurtulamadım bundan. O gün ben annemin kucağında ilk dışarıya çıkıp, ilk oksijeni içime çektiğimde ikinci kez doğmuştum .Rabbim beni ikinci kez dünyaya göndermişti. Ve o gün anladım ki, değil gelecek için planlar yapmak, bir saat sonramızın bile garantisi yok hayatta. Aldığımız nefesin bile kıymetini bilmemiz gerekiyorken, neleri kaçırıyoruz farkedemeden. O günden sonra daha bir sarıldım sevdiklerime, daha farklı bakmaya başladım hayata. Ve Rabbime defalarca kez yaptığım şükrün yanında tekrar tekrar teşekkür ettim, bir nefeslik daha ömür verdiği için bana. Tekrar bağışladığı için beni aileme,sevdiklerime ve dostlarıma ...
Sizlerde bırakın hep geleceği düşünüp,onun için kaygılanmayı. Yaşadığınız anın kıymetini bilin. Her halinize şükredin. Zaman sizi sevdiklerinizden ayırmadan,siz onlara zaman ayırın.
Hande Arslan
@meftunn.biri

Rabbim korumuş muhafaza etmiş çok üzülerek okudum. Kalemine sağlık hocam.����
YanıtlaSil